Sayfalar

Cuma, Temmuz 03, 2009

sabra tahammül yok, ümit-vâr cânımda

Büyük İskender İran seferine çıkacağı vakit şahsî hazinesini dağıtır. Yakın arkadaşı Perdiccas'a da gayet kıymetli bir mücevher hediye ettiğinde, aralarında şöyle bir konuşma geçer:

P-İyi ama, hazinenizdeki herşeyi etrafınızdakilere dağıttınız. Size ne kalıyor?
İ-Bana ümit kalıyor.

P- Öyleyse bu mücevherleri bana vermeyiniz. En yakın silah arkadaşınız olarak, size kalan ümidi paylaşmak isterim.


Fakirin aşı, aşık'ın yoldaşı, yeis'in rakibi, hasretin akranıdır ümit. İlla bir şeylere, birilerine hissedilir.
Peyami Safa Mahşer'inde "hasta bir ümit, sağlam bir yeisten daha fenadır" der ve ekler: Ümitsizliğin bir derecesi vardır ki, o vakit irade sevki tabii gibi kördür, nasılsız ve nicesizdir, gayesinde sarhoş gibi körkütük gider ve o vakit insiyâki bir iş gören zekâ ne yaptığını bilmez."
Demek odur ki, ümit kadar kuvvetlidir ümitsizliğin halleri. Derindir.

Şair mısralarında çokça yer bulmuştur bu girift, çetrefilli, kimi zaman ömür kurtaran his.

Ne tende cân ile sensiz ümmid-i sıhhat olur
Ne cân bedende gam-i firkatinde râhat olur

der Nef'i. Sevgilisiz sıhhat ümidi bile yoktur, ayrılık gamıyla rahat edemeyen cânında. Bütün yollar yokluğa çıkar, onsuz her halükarda ten de rahat bulmaz, can da...

Şeyh Galip temkinlidir. İçtiği kızılcık şerbetidir sanki:

Senden ey şuh ben ümmid-i visal eylemedim
Tab'ıma hadşe verip fikr-i muhal eylemedim

Hüsn ü Aşk'ındaysa gam defterine ulaşan olmadığını ve yârden yana isteğe ümidinin de bulunmadığını dile getirir:

Gam defterinin residi yoktu
Senden bana kâm ümidi yoktu

Sonra işin rengi değişir. Belki sevgiliye olandan daha büyük bir sevda ile sarılır kaleme şair Hürriyet kasidesinde:

Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

ve ümit istemeyenler de çıkıp meydan okurlar:

Kimseden ümmid-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bal
Kendi cevvim, kendi eflakimde kendim tairim,
İnhina tavk-ı esaretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim
Karıncayı gideceği yoldan döndürmeyen ümit, zaman zaman uzaklaşıp nice yollardan çevirir insanı. Kimi beyhudeliklerimize yarenlik ederken, korkunun arkasından kovalayıp kaçırdığı demler de olur.
Her şeye rağmen, kaybı eksiklik, varlığı esenliktir.
Hele şu binbir hesabın, karmaşanın, yalanın döndüğü memleketimde.
Yani ki bunca yokluğun içinde ümit-vâr olmaktır aşımız...




2 yorum:

n-marmara dedi ki...

Güzeller aşkına düştüm, ne çok cevr-i cefa gördüm,
O zulmü görmesin kafir, ki ben baht-ı kara gördüm.
Fuzulî

Mihman dedi ki...

Allah düşmanıma bile vermesin diyorsunuz yani :)