Sayfalar

Pazartesi, Temmuz 03, 2006

Derkenar..


..Çünkü kendine ait olamayacak olanı sevmek, sahiplenmek değildi. Sahip olamayacağını bilmenin bilinciydi. Ne kaybetmek riski, ne kazanma ümidi..
Oysa seven çoğu zaman bencildir.
Menfaati ve beklentileri olmayan bu sevginin altında, bazan mu'temid olamamış kalbin hüzünleri, yalnızlığı; bazansa elde edilemeyecek olanın cazibesi yatmaktaydı. Sevginin bu türlüsünde mutluluğun gelip geçiciliği daha çok hissedilir, derinliğe dalmaya hazır olan yürek mukavemet altında tutulurdu. Sevilenin mevcudiyeti, seveni ne kadar mesrur etse de hep bir üzüntü verirdi.
..
Sevmek bir nevi değildi, çokçaydı. Ama her hissin adı da sevmek değildi..
..
Gözlerine bakıyordu. Mısralar geldi geçti içinden, sustu. Belli ki mutluydu. Ne hissettiğini söylemedi. Başkasına olan sevgisindeki güzelliği hissetti. Acı ve sevinci birlikte yaşamanın garipliğiyle susmaya devam etti. Sevilenin sevgisi, işte tam da o anda teselliydi. "Mutlu."
Sonra anladı ki bu susuş, içindeki suya düşen taşın dalgalanması gibi, bir müddet sonra ruhunda küçük bir sarsıntı daha yaşatacaktı.
Hasta bir kalbi üzmek için ufak bir dokunuş, üfleyiş, minik bir hareketlenme kafi gelmekteydi.
..
Hayatta hiçbir his tek başına açıklanamaz. Sadece birinin derinine indiğinde, hepsine tesadüf edebilir, anlık bir harekette maziden kocaman hatıralar bulabilirsin.

1 yorum:

montargisli quentin dedi ki...

"Sevmek bir nevi değildi, çokçaydı. Ama her hissin adı da sevmek değildi.."

peyami de diyor ya, "alakamızın yüz bin şekline isim bulamıyoruz ve sevmek diyip çıkıyoruz."