Sayfalar

Pazar, Mart 04, 2007

İstanbul'daki Mühtedi Mabedler

Mühtedi, "hidayete ermiş olan" manasına gelip, eskiden, başka bir dinden dönüp, Müslüman olanlara "mühtedi" denilirdi.
Mühtedi mabetlerden kasıt ise, kilise iken camiye çevrilmiş ibadethanelerdir. İstanbul'da pekçok mühtedi mabed var. Bunlar:
- Ayasofya Camii - Hagia Sophia : Vakfiyelesinde "al-Cami al-kabir al-atik.." olarak geçer. Fatih Sultan Mehmed tarafından, fethin akabinde camie çevrilmiştir.
- Bodrum Camii - Mirelaioskls - Lâleli civarında olup, XV. asırda mühtedi olmuştur.
- Eski İmaret Camii - Pantepoptes - Fatih'te bulunan manastır, Fatih Sultan Mehmet tarafından camie çevrilmiştir.
- İmrahor Camii - Studion Prodmos - Samatya'da Altımermer civarındadır. XV. asırda cami ve medrese olarak kullanılmaya başlanmıştır.
- Kalenderhâne Camii - Akataliptos - Veznecilerde bulunan bu mabet, ilk olarak Fatih tarafından zaviye haline getirilmiş ve daha sonra cami olmuştur.
- Fenârî İsâ Camii - Lips Manastırı - Fenarizade Alaeddin Ali tarafından camiye çevrilmiştir.
- Kariye Camii - Khrestostes Khoras - 1511'de camiye olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ancak şu anda müzedir.
- Kilise Mescidi (Molla Gürani Camii) - Hagios Theodosas - Vefa'dadır. Molla Gürani tarafından camiye çevrildiğinden, onun ismiyle de anılır.
- Koca Mustafa Paşa Camii - Andreas Kilisesi - II. Bayezid veziriazamlarından Koca Mustafa Paşa tarafından camie çevrilmiştir. İsmiyle anılan semtedir.
- Küçük Ayasofya - Hagioi Sergios ve Baldros - Sultanahmet'in alt tarafındadır. II. Bayezid zamanında Hüseyin Ağa tarafından camie çevrilmiştir.
- Zeyrek Kilise Camii - Khristos Pantokrator - Fatih tarafından cami haline getirilmiştir.

9 yorum:

Güzellik Uykusu dedi ki...

İstanbul'u benden daha çok sevmenizi kıskanıyorum, bir şehri kimse benden daha çok sevemez:P

faruk dedi ki...

klasik türk mantığı. cami yapacağına çak kilisenin yanına bi minare ohh tepe tepe kullan.

peki şimdi onlar gelip sultanahmeti kilise yapsalar... fethettik kardeşim, istediğimizi yaparız diyorsan sen bilirsin. sözüm sana holivud!

Mihman dedi ki...

Aleksandr Bey, böyle bir kıskançlığa vesile olabildimse ne mutlu bana :)

Faruk Bey, bu konu hakkında daha evvel de konuşmuştuk hatırlarsanız. Böyle hümanist yaklaşımlar, bazan dinle alakalı şeylere tam uymuyor. Eğer Osmanlının Hristiyanlığa ve kiliseye karşı düşmanlığı olsaydı, bunca kilisenin hepsini camie çevirirdi. Ne fenerde, ne kumkapıda patrikhanelere izin verirdi. Mesela bugün de Almanya'da işlevini yitirmiş bir kilisenin, müslümanlara satılığı ve camie çevrildiğini duyabiliyorsunuz. Kaldı ki bu mühtedi camilerin mülkü de satın alınmış ve vakıf arazisi haline getirilmiştir. Tabi siz Ayasofya'da takılı kaldınız eminim. Orası fethin bir nişanesidir.
Konu uzun yahu.. :)

faruk dedi ki...

evet defalarca anlattım ama hala benimle tartışıyorsunuz :D ben fenerdeki patrikhaneleri biliyorum, gözünüzün önüne getirin bakalım; yanına minare dikince camiye benziyor mu? benzemiyor, işte bu yüzden onların yanına cami dikmediler.

peki düşman değildi. siz bilirsiniz mutlaka, balatta idi sanırım bulgar kilisesinin hikayesi nedir : )

Mihman dedi ki...

bu bahsettiğiniz Osmanlının son devrinde meydana gelmiş bir hadise. Kiliseler sorunu, politik ve diplomatik bir meseleydi ve orda yanlış siyaset uygulandı. Dini meseleden öteydi.
Belki II. Abdülhamid Han devrine tesadüf etmiş olsaydı, böyle tuhaf bir şekilde cereyan etmezdi.
Ki daha sonra bu kiliseler sorunu Balkanlarda denge politikasını oluşturan çok mühim bir unsur olarak Abdülhamit han tarafından lehte kullanılmış, akabinde İttihat ve Terakkinin bozduğu mizanla Balkan harbi patlak vermişti.
Yani bu basit bir düşmanlıktan çok daha muhteviyatlı bir mesele.

M.Congara dedi ki...

Bu konuyu biraz daha açar mısınız?

Mihman dedi ki...

hangi konuyu acaba ?

Adsız dedi ki...

Abdülhamit hanın kiliseleri Balkan politikası olarak kullanmasını...

Mihman dedi ki...

bu konu biraz uzun. yeni bir başlık halinde yazarsam daha iyi olur. şöyle bir bakmam lazım eski bilgilerime... :)